Liderlere Çalışan Bağlılığını arttıran 9 öneri

Çalışan bağlılığının en önemli parametrelerinden birinin liderlik becerileri gösterebilen bölüm / şirket yöneticileri olduğunu biliyoruz, yapılan çalışmalarda çalışanların %70’inin bağlılığında yöneticisi direkt etkili oluyor. Bu bilgiyi aklımda tutarak kendine bağlı bir ekibi olan yöneticilere ekibinin bağlılığını arttırma yolunda bazı önerilerim var..

1. İşe başlama sürecinin harika olmasını sağlayın

İşe başlama süreci aslında İK’nın sorumluluğunda gibi bilinse de öyle olmayabilir. Yeni bir çalışanın şirkete ve bölüme katılması o çalışanın zaten yukarıda olan bağlılığını uzun zamana yaymasına yardımcı olabilecek bir fırsat olarak da görülebilir. Yeni katılan çalışan ilk günden itibaren şirket ve bölüm kültürünüzle ilgili algı yaratmaya başlayacaktır, bunu nasıl daha olumlu hale getirebilirsiniz?

  • Rol ile ilgili net bilgiler
  • Şirket içi mentör atanması (buddy de deniyor)
  • İlişkide olacağı iş arkadaşları ile 1:1 toplantılar
  • Bir hoşgeldin paketi
  • Bir küçük hoşgeldin partisi
  • Yeni başlayanlar için bir grup oluşumu
  • Geç saatte başlama veya Cuma başlama imkanı
  • Müdürü olarak çalışanı belli insanlarla tanıştırma

2. Güçlü özellikler analizi yapın

Bir şirkette ve grupta başarı, o şirket veya gruptaki insanların her birinin en güçlü yanlarını ortaya koyabilme imkanları ile doğru orantılıdır. Bu bağlamda yeni katılan bir çalışana bir güçlü yanlar analizi yapmak çok değerli olabilir. Böylece çalışanın hangi özelliklerini daha çok kullanabileceğinizi, hangi hazır yetkinlikleri hemen devreye alınabileceğini, hangi tecrübelerin şirkete süratle katkı sağlayabileceğini, hangi müşteri ilişkilerinin yeni çalışanla birlikte gelişebileceğini tespit etme imkanınız olur. Bu analizle birlikte yeni çalışanın kendine koyduğu hedefleri, iletişim tercihleri, iş dışı dünyası ile ilgili de edinebileceğiniz bilgiler çok faydalı olur. Bu şekilde bir analizle karşılaşan çalışanın algısı da pozitif olarak güçlenir.

3. Motive eden bir koç olun – “idare eden” bir müdür değil

Çalışanlar sizden lider olarak sadece “talimat” istemiyorlar, kendi güçlü yanlarını ortaya koyabilecekleri, kendi özgür iş yapma biçimleri ile çalışabilecekleri bir ortamı istiyor, özlüyorlar. Bir müdür olarak çalışanınıza bir koç / mentör olarak yaklaşabiliyorsanız, çalışanınızın bağlılığını arttırıyorsunuz demektir. Bağlı olmayan çalışanların %85’i müdürlerinden yeteri kadar yönledirme, danışmanlık ve koçluk almadıklarını bildirmişler.

4. Çalışanlarınızın görüşlerini sorun

Her bir çalışanınız size yardımcı olabilir. Ekibinizin yardımını istemek bir müdür olarak sizi yüceltir. Güçlü oldukları konularda çalışanlarınızın desteğini almak ve bunu takdir etmek çalışanlar için çok değerlidir. Örneğin, üst yönetime yapacağınız sunumu bir çalışanınıza gönderip fikrini sorun. Geliştirdiğiniz yeni çalışan bağlılığı fikrini önce çalışanlarınıza sorup görüşlerini alın. Bir sonraki strateji toplantısı ile ilgili tavsiyelerini dinleyin. Çalışanlarınızın görüşlerini almak, görüşlerine saygı duymak ve kendi süreçlerinizde bu tavsiyeleri kullanmak çalışanlarınızın “beni dinliyor” duygusunu güçlendirir ve çalışan bağlılığını arttırır.

5. Çalışanlarınızın iş-özel hayat dengesi kurmasına destek verin

Türkiye’de genel olarak konuşmak gerekirse, çalışanların çok “işi” var, ofisten geç çıkmalar çok yaygın, yılın belli dönemlerinde aşırı yoğun çalışmak gerekiyor. Birçok şirkette maliyetleri kısma gereğinden dolayı bir çalışan kapasitesinin çok üzerinde çalışmak zorunda kalabiliyor. Ekibinizin iş yükü ile çalışanlarınızın çalışma saatleri ve maliyet dengesini bulmak müdür olarak sizin işinizdir. Çalışanlarınız belli bir iş-özel hayat dengesini sağlayabildiklerinde daha verimli çalışırlar, daha bağlı olurlar. Bu bağlamda her çalışanın ailesiyle veya hobisiyle geçirmesi gereken zamana saygılı olmak, bu konuyu “iş yükü dağılımı” açısından ele alıp çalışan planlamasını buna göre yapmak, çalışanlar arasında iş yükü dengesizliğini azaltmak, verimlilik araçları ile daha az zamanda daha etkin çalışılmasını teşvik etmek müdürün sorumluluğundadır. Bu sorumluluğu beceri ile yerine getirdiğinizde iş özel hayat dengesi daha sağlıklı kurulmuş çalışanlar ile daha iyi iş sonuçlarına ulaşabilirsiniz.

6. Lider olarak hatalarınızı avantaja dönüştürün

Liderler kötü karar aldıklarında veya hata yaptıklarında, aslında “güven”i arttırmak için önemli bir fırsat yakalamış olurlar. Özgün olmak ve kırılgan olmak en iyi yöntem olabilir. Hataları olmamış gibi halının altına süpürmek, daha kötüsü ekibinizi suçlamak güven ortamını yaralar. Yöneticinin kırılganlığını ortaya koymasının çok sayıda faydasından bahsetmiştim. Kaybedilen bir proje, kötü bitirilen bir kampanya ardından açık ve dürüstçe yapacağınız bir analiz hem güveni arttırmak hem de insani yönünüzü gösterip çalışanlarınızla bağ kurmak açısından faydalı olur.

7. Ayrılan çalışanlar için hoşçakal partisi düzenleyin

Değerli bir çalışanınız başka bir fırsat dolayısı ile ayrılıyorsa, neden bu olayı bir hoş anıya dönüştürmeyesiniz ki? Bir parti organize edin, çalışanlarınız ayrılan arkadaşları ile ilgili konuşsunlar, bir veda düzenlesinler. Ayrılan çalışanınızın katkılarından bahsedip teşekkür edin. Bu yaklaşım şirketteki diğer çalışanlarınızın da emeklerinin takdiri konusunda olumlu düşüncelere gelmesine yardımcı olacaktır. Takdir edilmek çalışan bağlılığının en önemli parametresidir, bu bağlamda bir hoşçakal partisi harika olur!

8. Geri bildirimin doğal olduğu bir kültür yaratın

Çalışanlar geri bildirim verdiklerinde onların “başına kötü bir şey gelmeyeceğini” bildikleri ortamlarda daha bağlı ve istekli çalışırlar. Bu “geri bildirimin” doğal olduğu, çalışanların doğru geri bildirim yöntemlerini bildiği ve uyguladığı ve güven duygusunun hakim olduğu şirket kültürü içinde olabilir. Geri bildirim insanlarla ilgili değil, olay ve davranışlarla ilgili olursa, amacı bir insanın algısına zarar vermek değil şirketin başarısını arttırmak amacında olursa bu güven ortamı sağlanabilir. Her çalışanın geri bildirim verme konusunda farklı “rahatlık” düzeyi olabilir, bunu da bilip ona göre bir ortam yaratmak önemlidir. Uygun geri bildirimlere saygılı olmak ve sonrasında bazı eylem planları ile geri bildirimi değerli kılmak kültürü geliştirir. Müdür olarak çalışanlarınızın geri bildirim verme ve alma davranışını bilmek ve buna göre iletişimde olmak liderlik becerilerinizi arttırır.

9. Çalışanlarınızın takdir görme eğilimini bulun

Takdir çalışan bağlılığı için kritik önem taşıyor, fakat her çalışanın bu konudaki eğilimi de farklı olabilir. Her çalışanınızın nasıl takdir edilmek istediği ile ilgili bilgi edinmek için zamanınızı ayırın. Bazı çalışanlar herkesin önünde, herkesin görebileceği biçimde takdir görmek isterler. Bazıları düzenli olarak görüşmeler ve bu sırada iyi yaptıklarını sizden duymak isteyebilirler. Bazıları yazılı küçük bir nottan mutlu olabilir. Her bir çalışanınızın takdir edilme isteğini / yöntemini bilmek size önemli bir beceri kazandırabilir.

Bu liste çok daha uzayabilir ama bu 9 maddeye bakmaya ne dersiniz?

Reklamlar

Çalışanlar müdürlerinden neler bekler?

Çalışan bağlılığı ile ilgili ülkemizden hikayeler dinledikçe, şirketlerde olanları izledikçe şu görüşün doğruluğunu teyid etmiş oluyorum : Çalışanların bağlılığının en büyük etkeni müdürleri ve müdürleriyle olan ilişkileri… Ülkemizde hakim olan genel “hiyerarşi” kültürü, şirketlerin kurumsallaşamamış olmaları, müdürlerin karakter olarak müdür olmalarını kullanmaları ve konumlarını ekiplerine bir üstünlük ve baskı ortamı olarak kullanmaları temel sorunları gözümüzün önüne getiriyor. Çalışan bağlılığı dediğimizde bu temel soruna bakmak, önce bu konuya odaklanmak mantıklı olur diye düşünüyorum.

Bu konuda düşünürken şu yazıya rastladım. Gallup hem bağlılık ölçümü, hem de bağlılık parametreleri ile ilgili referans bir araştırma şirketi, benim aklımdaki fikirlerle bu yazıdaki bazı fikirlerin uyuştuğunu gördüm, bunların bazılarına bakabiliriz.

  • Araştırmaya göre müdürlerin davranışları çalışan bağlılığı sonuçları üzerinden %70’e varan oranda etkili oluyor.
  • “Kötü” bir müdüre sahip olmanın iki olumsuz sonucu oluyor, çalışan hem işte hem de özel hayatında sıkıntılı, üzgün oluyor. Sadece “kötü” demenin de doğru olmadığını düşünüyorum, daha ayrıntıya girip hangi davranışların etkili olduğunu listelemekte fayda var.
  • Müdürleriyle “düzenli” ve “anlamlı” bir diyalog içinde olan çalışanların bağlılık değerleri daha yüksek çıkmış. Hatta müdürleri ile “günlük” iletişimde olan çalışanların bağlılık değerleri en yüksek olarak çıkmış.
  • Gallup çalışmasına göre çalışanının özel hayatına ilgi gösteren, zaman ayıran müdürlerin ekibindeki çalışanların daha bağlı olduğu ortaya çıkmış.
  • The Gallup study revealed that employees who feel as though their manager is invested in them as people are more likely to be engaged.
  • Müdürlerin “ulaşılabilir” olması ile bağlılık değerleri arasında uyum var.

approachable

 

  • Çalışanları ile performans parametrelerini net olarak konuşan, beklentiyi ileten, belli zamanlarda yapılan “personel görüşmelerini” beklemeyip belli aralıklarla çalışanlarına geri besleme veren müdürler çalışanlarının daha bağlı olmasına katkıda bulunuyor.

set goals

  • Çalışanlarının güçlü yönlerinin altını çizen, güçlü yönlerini yansıtması için destek olan, övgü ve yapıcı eleştirinin dengesini tutturabilen (3 doz övgü ve destek, 1 doz yapıcı eleştiri) müdürler ekiplerinin daha bağlı olmasını sağlıyorlar.

focus on positive

 

Ekip yöneten müdürlerimiz hiyerarşik yapıyı yumuşattığında, ekibindeki her bireyin güçlü yanlarını ortaya çıkarıp ona göre davrandığında, ekibindeki çalışanlar için ulaşılabilir olduğunda şirketlerimiz daha iyi performans gösterecekler, değer katacaklar, çalışanların istekle koşarak ofise gittikleri, hevesle çalıştıkları yerler olacaklar.

Her Yöneticinin Çalışan Bağlılığı ile ilgili bilmesi gereken 5 şey

Çalışan bağlılığı ile ilgili kavramlar son dönemde konuşulmaya başlandı, bu konuda anket hizmeti sunan ve sonrasında çözüm öneren firmalar var. Ancak bazen kendisine bir ekibin rapor ettiği orta seviyedeki yöneticilere çalışan bağlılığını daha net ifade etme ihtiyacı duyuyorum.

Business People Having Board Meeting In Modern Office

İlk olarak, ekibinizin bağlılığından siz sorumlusunuz. İş size dayanıyor.  Araştırmalar da gösteriyor ki, çalışanların bağlılığında müdürlerinin %70’e varan bir etkisi var. Böyle olmasa daha iyi olurmuş diyebilirsiniz, ama böyle. Çalışan bağlılığı anketlerinde aynı şirkette farklı bölümler arasında farklılık olabiliyor, aynı CEO, aynı kültür ortamı, aynı tür maaş imkanları ile çalışmalarına rağmen… tek farklılık bölüm müdürleri… Bölüm müdürleri en önemli farklılığı yaratıyorlar… Yani, iş size dayanıyor, bu insan kaynaklarının “halletmesi” gereken bir konu değil.

İkincisi, çalışan bağlılığı konusuna sadece çalışanları “mutlu” ettiği için değil, bağlı çalışanların şirkette daha fazla kalmasından ve şirketin doğal bir avukatı haline gelmelerinden dolayı daha dikkatli bakmalısınız. Bağlı çalışanlar işlerine daha fazla sarılıyorlar, cuma öğleden sonra müşterilerini aramaya devam ediyorlar. Müşteri ilişkilerinde çalışan bağlı çalışanlar akşam saatlerinde sabah saatleri kadar sabırlı olabiliyorlar. Bağlı yazılım uzmanları onlardan sonra gelecek olanlar tarafından da kullanılabilecek temiz kod yazıyorlar. Bağlı çalışanlar daha az iş kazası yaratıyorlar ve daha az hata yapıyorlar. Bağlı çalışanların fazla olması gözle görülür iş sonuçları yaratıyor.

Üçüncü olarak, bağlılık hafta sonu piknikleri, ofisteki masa tenisi masası ve doğum günü partileriyle ilgili değil.

Çalışan bağlılığı çalışanın müdürüne, şirketine ve onun hedeflerine duygusal bağının ifadesidir.

Bu tanımı tekrar okursanız göreceksiniz ki, burada “eğlence” yok, “çalışan tatmini” de yok. Çalışan bağlılığı “eğlence” ile ilgili değildir ve sosyal faaliyet grubunun çalışanlara etkisi sizden daha büyük olamaz.

Dördüncüsü, bağlılık odaklanmanızı temelde çalışan gelişimi, takdir ve güvene kaydırın… Araştırma ve deneyim sonuçlarından çalışanların bağlılığını bu üç kavramın sürüklediği anlaşılıyor. Müdür olarak siz bu duyguları tetikleyebilirsiniz. Bu kavramları destekleyen kurum kültürünü siz yaratabilirsiniz. Bu konuda başka listeler de yapılabilir, ama basitçe çalışanlar 1) kendilerini geliştirmek ve yeni şeyler öğrenmek, 2) takdir görmek, 3) müdürlerine güvenmek istiyorlar.

Beşinci olarak, bağlılığı arttırmak saatler değil dakikalar alan bir odaklanmadır. Her zaman takımınızın bağlılığını arttırmak için zamanınız var. Biraz daha sık “Teşekkür ederim” demek ne kadar ek vaktinizi alır? Toplantı açılışlarında geçen haftanın takdirini bir çalışana yöneltmeniz 30 saniyeyi geçer mi? Şirketin hedeflerini uygun şekilde hatırlatmak da çok vaktinizi almaz. Bağlılık saatler değil dakikalar alır 🙂

Yöneticiler bağlılığın arttırılmasında anahtar önemdedir ve bu büyük zaman ve kaynak harcaması olmadan da yapılabilir.

Kaynakhttps://www.forbes.com/sites/kevinkruse/2018/01/18/what-every-manager-needs-to-know-about-employee-engagement/

Geri bildirim yoksa motivasyonumuzu nasıl yüksek tutarız?

Son yazdığım motivasyona dönük yazıdan sonra global bir firmanın Türkiye ofisinde çalışmakta olan bir genç arkadaşımla sohbet ettik, bana şöyle bir soru yollamış…

Blog çok güzel. Ama sürekli geri bildirim alamayacağımız zaman motivasyonumuzu nasıl yüksek tutarız? Bir diğer deyişle, kendi kendimize geri bildirim yapma mekanizmamızı kurmak mümkün mü? Çünkü taraflar objektif davranmadığında geri dönüş, geriye düşüş etkisi yapıyor. Bununla ilgili bir yazı bekliyoruz

Soru hoşuma gitti ve beni düşündürdü.

Bence müdürümüzden objektif ve bizi motive edici geri dönüşler beklemek en doğal hakkımız, bunu kovalamaya, sormaya devam etmeliyiz. Ya belli bir sebepten bu pek olmuyorsa, kendi planlamamızı, kendi psikolojik durumumuzu, kendi performansımızı acaba başkasının yargısına teslim mi etmeliyiz? Bence hayır… Bence insanın kendini bilmesi ve kendi planlamasını kendine sorumlu olarak yapması hem en değerlisi, hem de en motive edici olanı. Bu aslında daha geniş bir bakış açısını da beraberinde getiriyor. Müdürünüz kariyerinizdeki birçok müdürden sadece biri… Onunla çalışırken onun frekansına uyumlanmak fayda getirecektir, ancak her zaman kendinize kendi koyduğunuz hedefleri gözden uzak tutmamak en doğrusu ve en teşvik edici olan yoldur diye düşünüyorum. İnsan birine bağlı ve beklenti içinde olduğunda kendini bir kapalı sarmal içinde bulabilir. Yaptığımız işe göre aslında var olma sebebimiz müdürümüzden övgü almak değil, iç ve dış müşterilerimizi memnun edecek, kendi var olma değerimizle uyumlu, fayda sağlayan en iyi işi çıkarmaktır. Bunu yapıp, kendimize objektif kriterlere göre bakıp kendimizi değerlendirip kendimize övgü ve yergi yaptığımızda bence daha değerli ve bilinçli bir noktada oluruz.

Dış motivasyonla yani prim ödemesi, terfi veya müdürümüzün övgüsü için yaptığımız işler bana “eğreti” duygusu veriyor. Ne zaman kendi isteğim ve iç motivasyonumla, kendi planlamam doğrultusunda, kendi ilerleme disiplinimle çalışırsam hem daha iyi iş çıkarıyorum, hem de dış ödüller de beraberinde geliyor. Dış ödül bir sebep değil, bir sonuç olduğunda iyi iş çıkarıyoruz.

“Kendine Koçluk” bu hafta hayatıma dokunan diğer bir kavram oldu. GROW (Goals, Reality, Options, Way Forward) (Hedefler, Gerçek durum, Seçenekler, Gelen Adımlar) metodolojisi ile koçluk seansı tasarladığınızda, bunu kendinizle yapmayı deneyin. Göreceksiniz ki kendinize dürüst olduğunuzda, kendi ilerleyişinizi, hedeflerinizi ve şu anki durumu net olarak ortaya koyduğunuzda, seçeneklerinizi istekle ortaya koyacak ve adımlarınızı kendinize sorumlu olarak seçip, kendinize söz vereceksiniz. Bu bence dış motivasyondan çok daha etkili bir itici güç!

Umarım soruya yanıt verebildim, umarım bir iki yeni fikir gelişmesine yardımcı olmuşumdur…

 

Liderler İçin Takdir Cümleleri

Yapılan araştırmalar çalışanların yarısından fazlasının daha fazla takdir alabilmek için işlerini değiştirdiklerini gösteriyor. Lider olarak çalışanlarınıza göstereceğiniz takdir düşündüğünüzden çok daha olumlu etki yapabilir. Gallup’a göre takdir gören çalışanlar daha iyi performans gösteriyor, daha bağlı oluyor. Bugün çalışanlarını takdir etmek isteyen fakat neler söyleyeceği ile ilgili biraz destek ihtiyacı olabilecek müdürler için bir “takdir cümleleri” listesi sunuyorum.

En iyi çalışan müdüründen ilham aldığı kadar ona ilham veren çalışandır. Bana ilham kaynağı olduğun için teşekkürler.

“Ayın Çalışanı” gibi ödüller aslında senin gibi yılın her günü en iyi performansını gösteren çalışanlar için önemsiz hale geliyor. Teşekkürler.

Senin ekibimizde olman büyük fark yaratıyor. Yaptıkların için çok teşekkürler.

Son zamanlarda iş yoğunluğunun çok arttığının farkındayım, çok iyi gidiyorsun. Biraz daha dayan, aşırı yoğun dönemin sonuna geliyoruz. Sakince değerlendirme yaparız.

Belki bazen yaptıklarının farkedilmediğini düşünüyorsun. Sadece böyle düşünmenin doğru olmadığını göstermek için sana teşekkür etmek istedim.

Son dönemdeki yoğun çalışmanı görüyorum, sana nasıl teşekkür edebileceğimi düşünüyorum.

İş hayatında güvenebileceğin iş arkadaşları bulabilmek benim için çok önemli. Sen bu güvenebileceğim çalışanlardan birisin. Çalışmaların için çok teşekkürler.

Son dönem benim için çok yoğun geçti ama bence durup sana teşekkür etmek için her zaman zaman ayırabilirim. Teşekkürler.

Seninle çalışmak çok güzel. Son dönemdeki başarımızın arkasındaki kilit taşlarından birisin.

Kendini adar şekilde çalışmanın farkındayım, çok teşekkür ederim.

Senin detaylara aşırı özen gösteren çalışma biçimini çok takdir ediyorum, bu seni benim gözümde özel bir çalışan yapıyor.

Sadece sana bir not yazmak istedim : Her gün bu şirket için yaptığın harika çalışmaların için çok teşekkürler…

İşleri küçük büyük diye ayırmadan her görevi canla başla üstleniyorsun. Bu davranışından dolayı teşekkür ederim.

Şirketimize yaptığın katkılar için içten teşekkürlerimizi sunarız.

Şirketimiz için çok değerli bir çalışan olduğun için çok teşekkür ederiz.

Ekibimizin çok önemli bir parçası olduğun için çok teşekkürler.

Son projede senden gelen fikir olayın gidişatını değiştiren en önemli katkı oldu. Çok teşekkürler.

Müşterimize sunduğun hizmet beklentilerin çok üzerindeydi ve bizim müşterimizle uzun ve başarılı bir ilişki yürütmemizde kilit önem taşıyor. Çok teşekkürler.

Seninle daha iyi bir ekibiz. Yaptıkların için çok teşekkürler.

Görev ne zorlukta olursa olsun, hep bir çözüm buluyorsun. Normalin üzerinde göstermekte olduğun çözüm odaklı çalışmalar için çok teşekkürler.

Seni ne kadar takdir ettiğimi kelimelerle ifade etmem zor.

Hep nasıl yardımcı olabileceğini soruyorsun, bunu da ekipteki tüm arkadaşlarına yapıyorsun. Bu gerçekten çok güzel. Teşekkür ederim.

Bizim için çok önemlisin. Tüm çalışmaların için teşekkür ederiz.

Başardın! Harika bir iş çıkardın, tebrikler!

Sen harika bir çalışansın ve sana çok teşekkür ederim.

Projeye kendini bu kadar adaman başarıyı getirdi. Teşekkürler.

Müşteri ile çalışma isteğin ve sorunları çözme kararlılığın bize başarıyı getirdi. Tebrik ve teşekkür ederim.

Kaliteli iş çıkarma konusundaki duyarlığın herkese örnek olabilecek bir özellik… Çok teşekkürler.

Teşekkürler.

 

appreciation

 

İlham : https://brandongaille.com/31-employee-appreciation-messages/

 

Çalışan Bağlılığı üzerine konuşma

2 yıldır Toastmasters adında “Topluluk Önünde Konuşma Kulübüne” gidiyorum. Burada yaptığım bazı konuşmalara şu adresten ulaşabilirsiniz. Burası bir konuşma laboratuvarı olarak düşünülebilir, yaparak öğrenme metodu uygulanıyor. Toastmasters ile ilgili daha fazla bilgiyi de bu sayfadan edinebilirsiniz.

Geçen hafta bir proje içinde “Çalışan Bağlılığı” ile ilgili bir konuşma yaptım. Bu ingilizce konuşmayı bloğumda yayınlamak istedim, zira, Çalışan Bağlılığı nedir, Faydaları nelerdir ve Nasıl arttırılabilir konularını 7 dakikada özetledim.

İyi seyirler…

KOBİ’lerde Çalışan Bağlılığı

Employee engagement picture

Çalışan Bağlılığı konusunu KOBİ’ler ve daha kurumsal (çoğunlukla Global) firmalar açısından ele aldığımızda bazı farklılıklarla karşılaşıyoruz. Dürüst olmak gerekirse, çalışan bağlılığını arttırmada işe yarasa da yaramasa da Global firmalarda bir tür “duyarlık” gözlemleyebiliriz. Çoğu zaman “lokal” çözümlere ilgi göstermeyip, “bize zaten global insan kaynaklarından gönderilen “programlar” var” diyebilirler. Bence büyüklüğünden ve kurumsallığından bağımsız olarak her firmada çalışan bağlılığı ile ilgili duyarlık olmalı ve artmalı, KOBİ’lerde karar verme mekanizmasının süratli olması ve programların etkisinin daha süratli ve direk olarak görülmesi dolayısı ile aslında KOBİ’lerin ellerindeki fırsatı görmeleri gerekiyor. Ne yazık ki içinde bulunduğumuz zor koşullarda KOBİ’ler eğitim ve çalışana yatırım kalemlerini “ilk” olarak kesiyorlar, halbuki, çalışana yatırım yapmazsanız, elinizde para olduğunda işinizi yapacak kimse olmaz. Bağlı çalışanlar şirketinizi ileri götürür, kopuk çalışanlara da verdiğiniz maaşın üçte birini çöpe atıyorsunuz. Bir KOBİ sahibi olsaydım, konuya bir de bu açıdan bakardım.

Propellernet adındaki bir araştırma şirketinin İngiltere’de 250 yönetici ve 250 çalışan ile yaptığı konuyla ilgili anketin sonuçlarına bakarken bunlar aklıma geldi. Bakalım bu anketten çıkan bazı sonuçlara nasıl yorum getirebiliriz..

İngiltere’deki KOBİ’lerin yüzde 87’si çalışan bağlılığı için aktif çalışma içinde olduklarını iddia ederken, sadece yüzde 12’si bunu bir iş önceliği olarak saymış.

Bence burada biraz ankete olumlu cevap verme eğilimi ağır basmış. Aslında yüzde 12 daha gerçekçi bir veri olarak şirketlerin bu konuya verdiği asıl önemi ortaya çıkarıyor.

Yöneticilerin yüzde 64’ü çalışanlarının değerli hissettiklerini düşündüklerini belirtirken, çalışanların sadece yüzde 46’sı değerli hissettiklerini belirtmişler.

Burada yöneticilerin algısı ile “gerçek” algı arasında önemli bir farklılık görüyoruz. Gerçek diyorum zira çalışan bağlılığı çalışanların hissettikleri, karşılaştıkları davranışlar ve şirket kültürü üzerinden meydana geliyor. Burada yaklaşık yüzde 20 yönetici çalışanlarını değerli hissettirdiklerini sanarken gerçekte bu doğru değil. Yani burada yöneticiler ile çalışanlar arasındaki diyaloğun önemi ortaya çıkıyor.

Yöneticilerin yüzde 42’si çalışanlarının şirketin var oluş sebebine uyumlu olarak çalıştıklarını iddia ederken, çalışanların sadece yüzde 22’si buna olumlu yanıt vermiş.

Burada da ciddi bir “boşluk” var. Yöneticiler çalışanlarının bağlı olduğunu, şirketin kuruluş prensiplerine ve hedefine uyumlu çalıştıklarını iddia ederken, yine yüzde 20 çalışan bunun yöneticilerinin düşündüğü gibi olmadığını belirtmiş. Buradan benim anladığım ya yöneticilerin bu konudaki iletişimleri yok veya çok zayıf, veya yönetici çalışanlarının kendilerini işe verme davranışlarının sebeplerini bilmiyor. İkisi de iyi değil.

 Yöneticilerin yüzde 74’ü şirketlerinin kuruluş felsefelerine uyumlu çalıştığını iddia ederken çalışanlarda bu oran yüzde 51!

Bu da enteresan bir sonuç olmuş. Çalışanların yarısı şirketlerinin yönetiliş biçiminden memnun değil. Bu çok yüksek bir oran. Yine yöneticiler yaklaşık yüzde 25 oranında çalışanların fikirlerinin ötesinde iyimser cevaplar vermişler. Belli ki bu konuda yöneticiler ile çalışanlar arasında tartışma – diyalog eksikliği var. Ya da şirket kültürü bu tür tartışmalara izin vermiyor, desteklemiyor.

Çalışanların yüzde 24’ü şirketlerine “hiç” bağlı olmadıklarını belirtmiş.

Bu yüksek bir oran zira “hiç” bağlı olmayan çalışanlar şirketin hedeflerine ulaşmasında negatif etki yapıyorlar, kültürü kötü etkiliyorlar, üstüne aldıkları maaşın karşılığını verecek kadar da çalışmıyorlar.

İngiltere KOBİ’lerinin yüzde 50’si çalışan bağlılığına hiç yatırım yapmazken, yöneticilerin sadece yüzde 32’si çalışan bağlılığı kavramını iyi anladıklarını ifade etmişler.

Burada Türkiye’de bu oranların %80 ve %60 gibi, neredeyse İngiltere’nin iki katı civarında olduğunu iddia ediyorum.

Çalışanlara onları şirketlerine daha fazla bağlayacak davranışlar sorulduğunda en yüksek oranlar “esnek çalışma” ve “yapılan iyi işin takdiri” olarak verilmiş. (yüzde 36)

Bu sonuçlar süpriz değil. Çalışanlar bir taraftan ofis ortamı veya fiziksel sınırlamalar olmadan sonuca ve davranışa odaklı olarak çalışmak istiyorlar ve bu imkanları sunan şirketlere talep gösteriyorlar. Aynı zamanda takdir görmek onlar için en önemli duygusal faktör olmayı sürdürüyor. Y nesline baktığımız zaman “etki yaratmak” istiyorlar, bu da bu iki faktörü de kapsıyor. Esnek çalışıp, değer katmak ve bundan dolayı takdir görmek istiyorlar.

Yöneticilerin yüzde 34’ü çalışanların psikolojik olarak iyi olmasının yönetici ekibi için önemli olduğunu belirtmiş. Çalışanlar aynı fikirde değil : Yüzde 13!

Bu da çok ilginç bence, yöneticiler çalışanlarının psikolojik durumuyla ilgilendiklerini iddia ederken, çalışanlar bu görüşte değil. Yani yöneticiler, çalışanlarınızla “insan olarak” yeteri kadar ilgilenmiyorsunuz. Bir soru önerim var, şirketinizde “para sorun olmasa, buraya çalışmaya kaç kişi gelir” diye sorun bakalım, yüzde kaç çalışan işe gelecek?

Yöneticilerin yüzde 64’ü şirketlerinin “iş-özel hayat dengesine önem verdiğini” belirtirken çalışanlarda bu oran yüzde 43!

Bu da esneklik konusuna dokunuyor, yine yüzde 20 algı farklılığı var. Bu da aslında bir erken uyarı, yöneticiler, aslında çalışanlarınızın özel hayatına saygılı olduğunuzu iddia ederken bunu davranışlarınızla göstermiyor olabilir misiniz?

Aynı anket Türkiye’de nasıl sonuçlar verirdi acaba?

İlham : https://www.employeebenefits.co.uk/smes-employee-engagement-strategies/

Genellemeyelim ama… Kötü bir müdürün 5 özelliği..

Bir şirkette çalışan sirkülasyonu hızlıysa belli başlı bazı sebeplerden söz edilebilir, örneğin, işe alım süreciyle ilgili bir sorun olabilir, şirket çalışanlarına boğucu bir ortam sunuyordur ve çalışanlar bir süre sonra kaçmak için yol arıyor olabilir. Fakat bilinen ve hemen herkesin uzlaştığı bir görüş, çalışanların şirketlerini terk etmelerinin en önemli faktörlerinden biri kötü yöneticilerdir. Gallup’un yayınladığı araştırmaya göre, çalışanların %50’si kariyerlerinin bir noktasında kötü yöneticilerden kaçtıklarını belirtmişlerdir. Kötü bir yöneticinin davranışı veya performansı ile ilgili çok farklı açılardan yaklaşılabilir, ancak gelin bu kötü yöneticinin 5 özelliğine bir bakalım… Sizin müdürünüzde bu özelliklerden kaçı var?

  1. Kötü bir müdür sürekli çalışanlarını “mikro” olarak yönetmek ister : Bu müdürler çalışanlarının iş yapma biçimi ile onların “kontrol” isteklerinin optimum noktasını bulamamış müdürlerdir. Eğer olması gerekenden daha ayrıntılı şekilde yapılan her işten haberdar olmak isteyip, neredeyse her adımı kontrol edip onaylamak istiyorsa “delege” etmekle ilgili problemi var demektir. Doğrusu çalışanların iş yapma biçimleri ile müdürün istediği ayrıntı arasında uygun bir çalışma anlayışı oturtmaktır. Mikro takip çalışanı boğduğu, müdürünün ona bir güveni olmadığını gösterdiği gibi müdür için de gereksiz bir iş yükü getirir. İşe “yapabilecek” olanı alıp belli bir özgürlük vermek, “şüphe” esasına değil “güven” esasına göre yönetmek iyi bir liderin önemli bir özelliğidir.
  2. Kötü bir müdür işyerinde zorbalık ve kötü davranışa göz yumar : İngiltere kaynaklı bir ankete göre çalışanların %91’i şirketlerinde müdürlerin zorbalığa karşı gerekli davranışı göstermediğini ifade etmişler. Yine çalışanların %75’i, işlerinden kovulmaktan korktukları için zorbalığa ses çıkaramadığını ifade etmiş. Bu oranlar Türkiye’de de bence çok farklı değildir. Kötü bir müdür iş yerinde zorbalık anlamına gelebilecek, bazı çalışanların ses çıkarmasını önleyecek davranışlara göz yuman müdürdür.
  3. Kötü bir müdür ekibine yeteri kadar sık & anlamlı iletişimi önceliğine almaz : Çalışanlar müdürlerinden sürekli geliştirici geri besleme, takdir beklerler, bu aynı zamanda onlara desteklendikleri ve izlendikleri duygusunu verir. Birçok şirket yıl sonu tek bir görüşme yerine çeşitli araçlarla sürekli geri besleme ortamını yaratmaya çabalıyorlar ancak bu kültürel bir değişim ile olur, araçlar kullananlar olursa bir anlam ifade eder. Müdürler uygun ve yapıcı geri besleme vermeyi bilmiyorsa ve her diyalog çalışana negatif duygular veriyorsa o zaman araçlar da bir işe yaramayacaktır. Yapıcı bir geri besleme için yapılmaması gerekenler için bu yazıya bakabilirsiniz.
  4. Kötü bir müdür ekibini karanlıkta bırakır : Şirketlerine ve işlerine daha bağlı olmaları için çalışanların net bir iş tanımına ihtiyaçları vardır. Bu konuda her çalışanın doğru bilgilendirilme hakkı vardır. Yine şirket politikaları ve önemli gelişmelerle ilgili şeffaf olmak çalışanları şirkete bağlayan önemli faktörlerden biridir. Aşırı bir gizlilik içinde çalışan, etrafında “imtiyazlı” bir küçük ekip yaratıp diğer çalışanları karanlıkta bırakan müdür kötü bir müdürdür. Zor bile olsa şirketin içinden geçtiği zorlukları çalışanlar ile dürüstçe ve özgün bir şekilde paylaşmak ve onların görüşlerini almak müdürün çalışanlar gözünde güvenini arttıracaktır.
  5. Kötü bir müdür genelde çalışanlarının eksik taraflarına odaklanır : 

Bu tablodan da görüldüğü gibi, şirketine bağlı çalışanlar ile müdürlerin çalışanların olumlu ve güçlü yanlarına odaklanması arasında bir uyum bulunmaktadır. Görülüyor ki, çalışanların güçlü yanlarından bahsetmek, teşvik etmek, ama gelişebilecekleri alanları uygun şekilde ifade etmek çalışanların bağlılığını arttırmaktadır.

İyi bir haberle bitirelim, yöneticilik yetenekleri de uygun eğitimler ve çalışmalarla geliştirilebilir.

Esinlenme : https://www.tlnt.com/5-signs-of-a-terrible-manager/   & Kendi yorumlarım

Yatay takdir çalışan bağlılığını nasıl arttırır ?

Firmalar daha mutlu ve bağlı çalışanlar yaratmak için çok farklı yöntemleri deniyorlar, takdir ve ödüllendirme, daha iyi bir ortam, şirket kültürünü geliştirme, eğitim ve kariyer olanakları gibi… Takdir ve ödüllendirme programları çalışanları daha iyi sonuçlar için motive ederken, firmanın vizyonu doğrultusunda hareket etmelerini de sağlayabilir. Tipik bir durumda genelde müdür veya lider bu ödülleri verir, fakat durum artık değişmeye başlıyor. Firmalar “sosyal ödüllendirme” de denilen, eşitler arası ödüllendirme programlarını denemeye başladılar ve sonuçlar ümit verici…

Yatay takdir derken bunu kastediyorum, müdürden değil, birlikte çalışan ekip arkadaşlarından alınan takdir ve ödülün çalışanı sadece müdürden gelen ödüle göre daha çok motive ettiği gözlenmiş. Bu tür takdirlerin daha demokratik bir ortam yaratıyor ve tüm çalışanların, tek tek görüşlerine değer verildiği gibi bir mesajı herkese yayıyor.

Yatay takdirin çalışan bağlılığını nasıl arttırdığını şu araştırmada görebilirsiniz. Çalışanların %90’ı, değer veren, yatay takım arkadaşlarından gelen takdir ve ödüllerin onları işe daha motive hale getirdiğini ve bağlılıklarını arttırdığını belirtmiş.

Yatay takdirin iş sonuçlarına olumlu etkisi de gösterilmiş. Aynı araştırmaya göre yatay takdir, sadece müdürden gelecek takdire göre %35 oranında iş sonuçlarına daha olumlu katkı sağlamış.

Yatay takdiri ortaya çıkarmak ve tüm çalışanlara olumlu etkisini en yüksek düzeye çıkarmak için çeşitli araçlar kullanılabilir. Herkesin ulaşabileceği bir “app” ile herkesin herkese olumlu görüşlerini iletebilecekleri bir platform yaratılabilir. Ayrıca eşit seviyedeki çalışanların birbirlerine verecekleri “puanlar” üzerinden bir ödüllendirme sistemi tasarlanabilir.

Yeni nesil çalışanların iş yerindeki bağlılıkları ve mutlulukları yakınlarındaki eşit çalışanlarla kuracakları bağlantıların daha güçlü olmasından yüksek oranda etkileniyor. Yapılan çalışmalara göre yeni nesil çalışanlar eşitleri arasındaki konumlarını ve takdir görmelerini sadece müdürlerinden takdir görmeye göre %23 oranında daha da önemsiyorlar. Onlar şeffaf ve açık bir yönetimi seviyorlar ve eşitlerden gelecek takdirin daha doğal ve gerçek olacağını düşünüyorlar.

Benim de tecrübem onu gösteriyor. Yatay iş arkadaşlarıma kendimi anlatabilmek, onların beni bilmelerini sağlamak, onları takdir etmek benim için çok değerli. Bana sanki bu takdir, koşullardan bağımsız, müdür çalışan ilişkisinin dinamiklerinden özgür, daha gerçekçi, daha sahici geliyor.

Bir çalışan bağlılığı programında mutlaka eşitler arası takdir teşvik edilmeli, geliştirilmeli, ölçülerek yaygınlaştırılmalı…

Esinlenme :  https://goo.gl/wmM21w & kendi görüşlerim