Çalışan Bağlılığı İşe Alımda Önemli bir Kriter olabilir mi?

Şu içinde bulunduğumuz ortamda insan kaynakları profesyonellerinin işi çok kolay değil. Çalışanın şu yolculuğunda önemli rol oynuyorlar ve işletmelerin başarısında önemli bir paya sahipler.

  • Yetenekli çalışanı bul. (Kafa Avcıları – İşe alım firmaları)
  • Yetenekli çalışanın şirketini tercih etmesini sağla. (İşveren markası)
  • Yetenekli çalışanı doğru bir işe alım süreciyle şirkete kazandır. (İşe alım)
  • Çalışanı şirkette tut. (Çalışan Bağlılığı)
  • Çalışanın gelecek planlamasını yaparak yeni misyonlarla performansını yüksek tut. (Çalışan Bağlılığı & Performans Yönetimi)

Bu yazıda işe alım sürecinde bilinen kriterlerin ötesinde adayın şirket içinde göstereceği davranışın bir kriter olarak alınması gerekliliğinden söz edeceğim.

Temel uzmanlık eğitimi ve ilgili sektör tecrübesi olan çalışanlara yeni iş becerileri edindirmek başarılabilir, bir elektronik mühendisi konusu içindeki bir sektörden diğerine geçebilir, bir satış müdürü farklı bir sektör ve ürün grubunda farklı bir firmada satış ekibi yönetebilir. Üretimde çalışan bir çalışan, belli eğitimlerle farklı bir üretim bandında da çalışabilir. Bu “meslek içi eğitim” zaten planlanıyor ve şirketlerimiz bu gereksinim için zaman ve para harcıyorlar. Ancak, bu gerçekle birlikte, işe alım sırasında görüştüğümüz çalışanların işe alındıktan sonra şirket içinde sergileyecekleri “davranışları” öngörülebilir mi? Zira biliyoruz ki, çalışan bağlılığını belirleyen işte bu davranışlardır. Yeni çalışanın davranışları “kültüre” uyum motivasyonu ile belli bir süre çekinik kalabilir. Bir süre sonra çalışan “ben” demeye başlar, etrafı gözler, “kendimi nasıl ifade edeceğim” diye sorar ve kişiliği doğrultusunda hareket etmeye başlar. Bu çalışanı “biz” dedirtecek bir kültür varsa, hem o çalışanın bağlılığı artar, hem de genel olarak ortama olumlu dalgalarla etki edecek bir çalışanla karşılaşmış oluruz.

Organizasyonel başarı modeli

İşe alımda şu üç özelliğe sahip çalışanların eşitler arasında tercih edilmesi çalışan bağlılığına ve uzun vadede şirket kültürünün olumlu olmasında faydalı olacaktır :

Entegratör

Bu tipteki çalışanlar bir projede tartışma sırasında tüm görüşleri alarak bir ortak bir yaklaşım oluşturabilirler. Grup içinde olmak isterler ve aynı zamanda tüm olup biteni anlamak için de zaman kullanırlar. Grup içindeki insanlar arasında bağlantı sağlayabilirler, insanları “okuyabilirler”, empati güçleri yüksektir. Bu tür bir insanla çalışarak ekiplerinizin verimliliğini arttırabilirsiniz.

Yenilikçi

Yenilikçiler işleri tamamlamak için yeni yollar arayan çalışanlardır. Sorunlara farklı gözlerle bakmayı severler ve daha verimli, daha iyi çözümler için yeni fikirler getirirler. Bu kişiler iş akışı oluşturulmasında da çok becerikli olabilirler.

Avukat

Hepimiz arkamızda birilerinin durmasını isteriz. Takım içinde insanların birbirine güvenmesi ve desteklemesi çalışan bağlılığını da arttırır. Avukat kendi prensipleri ve görüşleri çerçevesinde bir konuda görüş bildirmekten çekinmeyen çalışandır.

İşe alımda geleceği de düşünüyor musunuz?

Tatilden bir yazı : İş-yaşam dengesini iyileştirmek için 4 öneri

Tatilde olduğum bu hafta iş-yaşam dengesi üzerine düşünüyorum. Bunun işteki performansımız ve hayattaki mutluluğumuz ile direk ilgisi var. Bu konu şirketlerin çalışanlarına sunduğu esnek çalışma koşullarının ötesinde parametreleri olan bir konu… Bence tatilde ofisten “kopmak”, iş yazışmalarını “takip etmemek”, “e posta okumamak”la ancak başlanabilir. Daha “odaklı” çalışabilmek ve daha iyi performans göstermek için çalışanların bu “boşluğa” ihtiyaçları var. Peki daha iyi bir iş-yaşam dengesi için bazı öneriler neler olabilir?

Her iş akşamı “çalışmayın”

Bir süre önce “ofisten çıkmak” tam da bu anlama gelebiliyordu, fakat yeni teknolojilerle artık her çalışan “ofiste bağlı” olmaya devam edior. Ancak bu her iş günü akşamı çalışmaya devam edilecek anlamına gelmez. Şirketinizde her çalışanın gece de e postaları okuması ve cevaplaması doğal çalışma düzeni olabilir, fakat bir iki akşam bunu yapmayıp neler olacağını görebilirsiniz. İşten sonra işle ilgili konuları bir kenara bırakıp hayatınızın diğer alanları ile ilgilenebilirsiniz. Eğer ofiste sizi direk ilgilendiren bir “aciliyet” olduğunda nasıl olsa duyarsınız. Eğer size o anda ihtiyaç varsa size telefonla ulaşılabilir.

İşte değilken iş e postalarını okumayın / işteki yazışmaları takip etmeyin.

Bu tabii çok zor… Hayatımızı basitleştirmek için kişisel ve işle ilgili cihazlarımızı birleştirdik. Sürekli uyarılar geldikçe bu aslında dayanılamaz bir hal de alabilir. Birçok çalışma e posta okumanın bir bağımlılığa dönüştüğünü gösteriyor. Direk e posta yazmasanız bile ofisteki yazışmaları sürekli takip etmeniz aslında iş ortamından uzaklaşamadığınızı gösterir. Kabloyu kesin! İş arkadaşlarınıza akşam saatlerinde ve acil durumlarda size ulaşmanın yolunun sizi direk aramak olduğunu iletebilirsiniz.

Hafta sonları dinlenmek içindir, enerjimizi tekrar toplamak ve odaklanmadan önce düşünme zamanıdır. Hafta sonuna çıkışla ilgili kendinize bir zaman sınırı koyun, mesela cuma gecesi 18:00 diyebilirsiniz. Bu noktada çalışmayı bırakıyorum diyebilirsiniz. Bundan sonra hafta sonunun keyfini çıkarın. Aynı zamanda pazar akşamları çalışmanız için içinizden gelen güdüyü durdurmaya çalışın… Pazartesi günü tazelenmiş olarak işe başlamak ve dün gece olan tüm yazışmaları Pazartesi günü okumak iyi olabilir. Çoğunlukla yazışmalarda araya girip cevap vermediğiniz zaman konu kendiliğinden çözüme bile kavuşabilir. Pazar geceniz de size kalır.

İşyerinde bütünselliğe dikkat edin

Bir çok çalışan geceleri ve hafta sonu çalışmanı normal olduğunu düşünebilir. Fakat bu doğru değildir. Eğer bir proje için hafta sonu ve tüm hafta geceleri çalıştıysanız, bunu dengelemek için kendinize bir iki gün izin verin. Bu zamanı tekrar odağınızı oluşturmak, dinlenmek ve kişisel sorumluluklarınızı yerine getirmek için kullanabilirsiniz. Şirketler verdiğinizde sizin tüm hayatınızı talep edebilirler, çizgiyi çekecek olan sizsiniz.

Cep telefonunuzu verimlilik ve esneklik için kullanın… “Sürekli bağlı” olmak için değil…

Teknoloji çalışma biçimimizi değiştirdi ve bu yeni imkanları nasıl kullandığımız bize bağlı bir konu… Bu da cep telefonlarını kullanma biçimimizi düşünmemizle mümkün… Ofisten uzak her noktadan çalışma imkanı, seyahatteyken çalışma esnekliği veya ofiste bulamadığınız sakin ortamı dışarda bulmak bu avantajlardan sadece birkaçı… Cep telefonunu hayatımızı geliştirmek için kullanalım, kendimizi boğmak için değil.

Kaynak : https://www.lifehack.org/322125/5-ways-improve-your-work-life-balance-right-now