Tatilden bir yazı : İş-yaşam dengesini iyileştirmek için 4 öneri

Tatilde olduğum bu hafta iş-yaşam dengesi üzerine düşünüyorum. Bunun işteki performansımız ve hayattaki mutluluğumuz ile direk ilgisi var. Bu konu şirketlerin çalışanlarına sunduğu esnek çalışma koşullarının ötesinde parametreleri olan bir konu… Bence tatilde ofisten “kopmak”, iş yazışmalarını “takip etmemek”, “e posta okumamak”la ancak başlanabilir. Daha “odaklı” çalışabilmek ve daha iyi performans göstermek için çalışanların bu “boşluğa” ihtiyaçları var. Peki daha iyi bir iş-yaşam dengesi için bazı öneriler neler olabilir?

Her iş akşamı “çalışmayın”

Bir süre önce “ofisten çıkmak” tam da bu anlama gelebiliyordu, fakat yeni teknolojilerle artık her çalışan “ofiste bağlı” olmaya devam edior. Ancak bu her iş günü akşamı çalışmaya devam edilecek anlamına gelmez. Şirketinizde her çalışanın gece de e postaları okuması ve cevaplaması doğal çalışma düzeni olabilir, fakat bir iki akşam bunu yapmayıp neler olacağını görebilirsiniz. İşten sonra işle ilgili konuları bir kenara bırakıp hayatınızın diğer alanları ile ilgilenebilirsiniz. Eğer ofiste sizi direk ilgilendiren bir “aciliyet” olduğunda nasıl olsa duyarsınız. Eğer size o anda ihtiyaç varsa size telefonla ulaşılabilir.

İşte değilken iş e postalarını okumayın / işteki yazışmaları takip etmeyin.

Bu tabii çok zor… Hayatımızı basitleştirmek için kişisel ve işle ilgili cihazlarımızı birleştirdik. Sürekli uyarılar geldikçe bu aslında dayanılamaz bir hal de alabilir. Birçok çalışma e posta okumanın bir bağımlılığa dönüştüğünü gösteriyor. Direk e posta yazmasanız bile ofisteki yazışmaları sürekli takip etmeniz aslında iş ortamından uzaklaşamadığınızı gösterir. Kabloyu kesin! İş arkadaşlarınıza akşam saatlerinde ve acil durumlarda size ulaşmanın yolunun sizi direk aramak olduğunu iletebilirsiniz.

Hafta sonları dinlenmek içindir, enerjimizi tekrar toplamak ve odaklanmadan önce düşünme zamanıdır. Hafta sonuna çıkışla ilgili kendinize bir zaman sınırı koyun, mesela cuma gecesi 18:00 diyebilirsiniz. Bu noktada çalışmayı bırakıyorum diyebilirsiniz. Bundan sonra hafta sonunun keyfini çıkarın. Aynı zamanda pazar akşamları çalışmanız için içinizden gelen güdüyü durdurmaya çalışın… Pazartesi günü tazelenmiş olarak işe başlamak ve dün gece olan tüm yazışmaları Pazartesi günü okumak iyi olabilir. Çoğunlukla yazışmalarda araya girip cevap vermediğiniz zaman konu kendiliğinden çözüme bile kavuşabilir. Pazar geceniz de size kalır.

İşyerinde bütünselliğe dikkat edin

Bir çok çalışan geceleri ve hafta sonu çalışmanı normal olduğunu düşünebilir. Fakat bu doğru değildir. Eğer bir proje için hafta sonu ve tüm hafta geceleri çalıştıysanız, bunu dengelemek için kendinize bir iki gün izin verin. Bu zamanı tekrar odağınızı oluşturmak, dinlenmek ve kişisel sorumluluklarınızı yerine getirmek için kullanabilirsiniz. Şirketler verdiğinizde sizin tüm hayatınızı talep edebilirler, çizgiyi çekecek olan sizsiniz.

Cep telefonunuzu verimlilik ve esneklik için kullanın… “Sürekli bağlı” olmak için değil…

Teknoloji çalışma biçimimizi değiştirdi ve bu yeni imkanları nasıl kullandığımız bize bağlı bir konu… Bu da cep telefonlarını kullanma biçimimizi düşünmemizle mümkün… Ofisten uzak her noktadan çalışma imkanı, seyahatteyken çalışma esnekliği veya ofiste bulamadığınız sakin ortamı dışarda bulmak bu avantajlardan sadece birkaçı… Cep telefonunu hayatımızı geliştirmek için kullanalım, kendimizi boğmak için değil.

Kaynak : https://www.lifehack.org/322125/5-ways-improve-your-work-life-balance-right-now

Reklamlar

Çalışan bağlılığı ile ölçülebilir iş sonuçları ilişkisi

Güzel bir infografik’e rastladım, aşağıda görebilirsiniz, özetlemek gerekirse,

  • Çalışan bağlılığı konusunda en iyi ilk %25’e girmiş şirketler hisse sahiplerine ortalama %50 daha fazla temettü ödüyorlar.
  • Bağlı çalışanlar %18 daha verimli ve %60 daha kaliteli iş üretiyorlar.
  • Bağlı çalışanların fazla olduğu şirketler müşteri memnuniyeti anketlerinde %12 ile %34 arasında daha iyi sonuçlar alıyorlar. (Bağlı çalışanlar –> Mutlu müşteriler)
  • Fortune 100 şirketleri arasında yapılan bir araştırmada kalite sürecinde bağlı çalışanların olduğu şirketlerin bağlılık konusunda daha geride olan şirketlere göre 10 kat (%1000) daha az hata ile çalıştıkları sonucuna varılmış.
  • Bağlı çalışanlar bağlı olmayanlara göre %48 daha az iş kazası yaşıyorlar.
  • Bağlı çalışanlar %87 daha az ihtimalle şirketlerinden ayrılıyorlar.
  • Bağlı çalışanlar sağlıklarına daha dikkat ediyorlar, bu konuda daha motiveler buna bağlı olarak da sağlık harcamaları daha düşük.
  • Bağlılık arttıkça satış da artıyor.