Çalışan Bağlılığı üzerine konuşma

Antalya Kaleiçi Rotary Kulübü’nün davetlisi olarak 7 Şubat 2020 tarihinde “Yönetimde Yeni Yaklaşımlar” konferansında “Çalışan Bağlılığı” üzerine konuştum. Aldığım geri bildirimler ve izlenimler konunun ilgi çektiğini ve bu konuda konunun profesyonellerinin daha fazla öğrenmek ve tartışma isteğini ortaya koyuyor.

img-20200207-wa0050

Konuşmamda kısaca şunlardan bahsettim:

  • Çalışan Bağlılığı nedir ve bugünkü iş dünyasında neden çok önemlidir?
  • Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum?
  • Çalışan bağlılığı yüksek olan şirketlerde nasıl olumlu sonuçlar görüyoruz?
  • Çalışan Bağlılığının alt etmenleri nelerdir?
  • Çalışan mutluluğu ve çalışan bağlılığının farkları nelerdir?
  • Çalışan bağlılığı nasıl attırılabilir?
  • Çalışan bağlılığı arttırma programım ile ilgili bilgiler..

img-20200207-wa0052

Konuşmamın ardından 7 soruyu cevaplayıp katılımcılarla sohbet etme imkanı da oldu, bundan da çok memnun oldum. İki enteresan soru, çalışanların şirketlerine mi müdürlerine mi bağlı olduğu ve benim daha çalıştığım büyük firmadan ayrılma hikayem üzerineydi.

Konferansta birlikte çalıştığım ISG firmasının da bir standı vardı ve orada da konuklarla sohbet imkanı bulduk. Paylaşmaya devam edeceğim.

Şirket Sahipleri Açısından Çalışan Bağlılığı

Çalışan Bağlılığının öneminden, faydalarından bahsederken şu karşı argümanı duydum.

İşsizliğin çok yüksek olduğu, diplomalı işsizlerle dolu günümüz Türkiye’sinde çalışan bağlılığının ne önemi olabilir ki? Bir gider biri gelir.. Şirketler çalışanlardan daha güçlü durumdalar, çalışanlar farklı iş olanaklarının zayıflığı sebebiyle çoğunlukla bir “mecburiyet” içinde çalışıyorlar. Bu bağlamda çalışan bağlılığının değeri anlatılandan daha düşük!

Bu enteresan argümanla ilgili düşündüm ve iki açıdan cevap vermek isterim.

Çalışanlardan en fazlasını alma ortamı yaratmak

Diyelim ki yukardaki argümanın anlattığı şekilde bir çalışan işini biliyor, fakat farklı iş imkanları olmadığı için çalıştığı şirkete “mecbur”. Kopuk davranışlar sergiliyor, bazen işini yapıyor, bazen de ortalama çizginin bile altında kalıyor. Genelde negatif yorumlar yapıyor, şirket kültürüne olumsuz etki yapıyor. Aslında bu çalışan yapılan araştırmalara göre maaşının %34’ü çöpe giden, yapma potansiyelinin altında çalışan bir insandır.

Bu zorlu ekonomik ortamda, süratle eleman değiştirmenin de finansal ve kültürel maliyeti bilinirken, bu “bağlı olmayan” çalışanları “bağlı hale” getirmek bu durumun çözümü olabilir mi? Bu çalışanları dinleyerek sorunlarını anlamak, bazı davranış değişiklikleri ile onları işlerine bağlamak daha az maliyetli ve daha potansiyelli bir yaklaşım olmaz mı? Bazen kopuk çalışan bir elemana “Sana güveniyoruz, işini iyi biliyorsun, en iyisini yapacağına eminiz” demek onu şirkete bağlayabilir, bunu biliyor musunuz?

Bu kopuk çalışanın “kendi kendine” işini yapması yerine onu karar mekanizmasına dahil etseniz, belli konularda fikrini alsanız, yeni fikirlerini uygulama ve test etme imkanı verseniz, hata yapmasının doğal olduğu, her hatanın öğrenme fırsatı olacağı bir ortam yaratsanız, çalışanların birbirlerini insan olarak tanıyabilecekleri bir ortam yaratsanız, bu çalışan hala kopuk olarak çalışmaya devam eder mi? Bir çalışandan yüksek verim, yüksek performans almak hem şirket için hem de o çalışanın duygu durumu, işten doyumu, hayattan zevk almasının artması gibi birçok olumlu sonucu beraberinde getiriyor. Belki o kaçırdığı terfiden dolayı üzgündür ama başka bir projede yer alarak bu telafi edilebilir, farklı bir yön çizilebilir.

Kısaca, şirket sahipleri veya nakit akışı ve verimlilik üzerine kafa yoran herkes için :

En önemli varlığınız çalışanlarınızdır, çalışanlarınızın şirkete bağlılığını arttırırsanız çok boyutlu kazançlar elde edeceksiniz.

Eleman değiştirmenin maliyeti

Diğer yola bakalım. Kopuk bir çalışandan ayrılmayı tercih ettiniz. Kendinizce haklı sebepleriniz olabilir. Bakalım istatistikleri bu konuda ne diyor,

Bir eleman değişimindeki ek maliyetler

  • Ayrılma maliyetleri (çıkış süreci, idari maliyetler)
  • Tatillere bağlı maliyetler (ek süre ödemeleri)
  • Yeni elemanı bulma maliyeti (kafa avcıları veya ilan vs)
  • Yerleştirme maliyetleri (işe alım süreci, başlangıç maliyetleri)
  • Verimlilik kayıpları

Yapılan hesaplamalara göre giriş seviyesi çalışanlarda var olan çalışandan ayrılıp yeni bir çalışanla aynı rol için devam etme maliyetleri %50 arttırıyor. Daha teknik uzman veya lider seviyesinde çalışanlar için bu %250’ye kadar çıkabiliyor. Yani memnun olmadığınız bir uzman çalışanınızı işten çıkarıp yerine aynı işi yapabilecek bir uzman yerleştirmek istediğinizde 2.5 kat daha fazla maliyet yaratmış oluyorsunuz. Bir de bu açıdan düşünmeyi öneriyorum.

Tabii çalışan ayrılmayı seçebilir veya başka bir sebepten şirket çalışandan ayrılmayı tercih edebilir. Bir şirket sahibi olarak bu bilgilerle çalışanlara bakmak ve çalışan bağlılığını arttırmanın yollarını bulmak daha iyi olabilir diye düşünüyorum.

Finansal Stratejinizin bir parçası olarak Çalışan Bağlılığı

finance

Çalışan Bağlılığı ile ilgili konuşmalar, tartışmalar artıyor. Bu konuda yapılan değer önermeleri zamanla daha fazla ilgi topluyor. Bunun perde arkasında şu veri var, bağlı çalışan daha verimlidir, daha verimli şirketler daha başarılı olurlar.

Çalışan Bağlılığını arttırma yolculuğunda şirketler “çalışan tatmini” veya “çalışan memnuniyeti” kavramına da ilgiyi arttırıyorlar. Tatmin olmuş çalışan bağlı demek değildir ama bağlılığa daha yakındır. Ya da tersten söylersek, memnun olmayan çalışanın bağlı olma ihtimali çok daha zayıftır. Kültürden, müdürlerinden ve işlerinden tatmin olan çalışanlar bağlı olmaya bir pencere açmış demektir.

Peki o zaman soralım, şirketler çalışan memnuniyetini nasıl sağlayabilirler? Jacob Morgan’ın “Employee Experience Advantage” kitabına göre, bu çalışan deneyimini iyileştirmekten geçiyor. Yaptığı araştırmaya göre, çalışan memnuniyetine yatırım yapan şirketler yapmayanlara göre 4 kat daha kârlı oluyorlar.

Bu araştırma Globoforce tarafından yayınlanan ““The Financial Impact of a Positive Employee Experience” ile destekleniyor. Buna göre çalışan deneyimine yatırım yapan ilk 25 şirket listenin sonundaki şirketlere göre varlıklarından üç kat daha fazla dönüş alıyor.

Bu iki bilgiden çıkarılabilecek sonuç şu olabilir, sadece “iyi geri bildirim” değil, çalışan deneyimine yatırım yapan firmalar bu işten kazançlı çıkıyorlar. Çalışan memnuniyeti ve buna bağlı olarak çalışan bağlılığı şirketlerin finansal stratejileri için anahtar önem taşıyor. Yine araştırmalardan biliyoruz ki, şirketine bağlı çalışmayan çalışanın maaşının üçte biri boşa gidiyor.

Peki şirketler neler yapabilir :

Şirketler sektörleri içinde rekabetçi ve çekici ve aynı zamanda şirket içinde adil maaş ve ek gelir programları yaratmalıdır.  Bu çalışanlara hesapsız ek ücretler dağıtmak değil, gerçekten değer yaratma amaçlı programlara yatırım yapmaktır.

Şirketler çalışanlarının geleceğine eğitim ve gelişim fırsatları sunarak yatırım yapmalıdır. Çalışanlar şirket içindeki kariyer yollarını görmek, bilmek isterler. Bir sonraki role hazırlanırken şirketin bu konuda farkındalık göstererek belli becerileri kazandırma yolunda planlı bir çaba içinde olması çalışanları şirkete bağlar.

Son olarak, şirketler her şeyin bütçe içinde tanımlanamayacağını, bazen ani ihtiyaçlar için para harcanabileceğini bilmelidirler.  Bazen bütçelenmemiş harcamalar olabilir. Şirketler bazen çalışan memnuniyeti için ek para harcamayı göze almalıdırlar. Bu bir başarı kutlaması veya ofiste temel bir ihtiyacın karşılanması olabilir.

Çalışan memnuniyeti ve buna bağlı çalışan bağlılığı şirketinizin finansal stratejisinin temel parçalarından biri olmalıdır.

İlham : https://www.hrbartender.com/2018/employee-engagement/employee-engagement-financial-strategy/